18.04.2026 - Haberde Yeni Nesil, Siyasette Şehrin Sesi.

Hedefi Şaşırmış Bir Savunma: Veysel Tay’ın Paylaşımı Üzerine Bir Eleştiri

Hedefi Şaşırmış Bir Savunma: Veysel Tay’ın Paylaşımı Üzerine Bir Eleştiri
Reklam

Veysel Tay’ın WhatsApp üzerinden yaptığı ve 14 yaşındaki bir çocuğun okuldaki silahlı eylemini değerlendirdiği bu paylaşım, toplumsal şiddet olaylarına yaklaşımda yapılan en temel ve tehlikeli hataların bir özetini sunuyor. Kamuoyunda tanınırlığı olan veya belirli kurumlarda yöneticilik yapmış isimlerin, böylesine hassas konularda sarf edeceği sözler sadece kişisel bir görüş değil; aynı zamanda toplumsal algıyı yönlendirebilecek niteliktedir. Haber platformlarında ve kamuoyunda sıklıkla tartışılan bu tür refleksler, ne yazık ki şiddet sarmalını çözmek yerine daha da derinleştirmektedir.

Paylaşımın satır araları incelendiğinde, ortaya çıkan sorunlu yaklaşımlar şunlardır:

1. Şiddete Gerekçe Üretmek ve Suçu Romantize Etmek

Metindeki “eline silah almaktan başka bir çıkış yolu bırakmayan” ifadesi, son derece sorunlu bir psikolojik zemin yaratmaktadır. Bu cümle, silahlı bir eylemi “çaresizliğin mecburi bir sonucu” veya “haklı bir isyan” gibi çerçeveleyerek şiddeti dolaylı yoldan meşrulaştırmaktadır. Bir çocuğun silahlanması hiçbir pedagojik eksiklik veya okul içi anlaşmazlık ile rasyonalize edilemez. Bu tür bir dil, haberi okuyan veya bu tartışmalara şahit olan diğer gençlere şu tehlikeli alt mesajı verir: “Eğer kendini köşeye sıkışmış ve çaresiz hissediyorsan, şiddete başvurmak anlaşılabilir bir tepkidir.”

2. Mağduru Suçlamak ve Hedef Göstermek (Victim Blaming)

Paylaşımın en kabul edilemez yönlerinden biri, bizzat namlunun ucunda olan ve büyük bir travma yaşayan eğitimcileri “haya yoksunu sözde eğitimciler” diyerek hedef tahtasına oturtmasıdır. Can güvenliği tehlikeye giren öğretmenleri itibarsızlaştırmak ve “kendilerini korunmaya muhtaç gibi gösteren” şeklinde küçümsemek, asıl mağdurun kim olduğu gerçeğini saptırmaktır. Görevi başında şiddete maruz kalan kamu görevlilerini fail ilan edip, elinde silah olan kişiyi kurbanlaştırmak, kamu vicdanını yaralayan sığ bir yaklaşımdır.

3. Sorumluluğu Yanlış Adrese Kesmek

“Silah nedir bilmeyen bir çocuk” vurgusu yapılarak, 14 yaşındaki bir bireyin o silaha nasıl ulaştığı, ailenin gözetim eksikliği, bireysel silahlanmanın ulaştığı boyut ve o tetiği çekecek öfkeyi nereden bulduğu gibi asıl sorulması gereken sorular tamamen göz ardı edilmiştir. Bütün faturanın okul yönetimine veya eğitimcilere kesilmesi, sorunun kök nedenlerini (çevre, aile yapısı, güvenlik zafiyeti) görmezden gelen kolaycı bir popülizmdir.

4. Empati Yoksunluğu ve Çarpık Vicdan

Metin, “hayatını kaybeden tüm çocuklara” rahmet dilerken, bu olay özelinde silah çeken çocuğu da bir sistem kurbanı olarak diğer mağdurlarla aynı kefeye koymaktadır. Faile duyulan bu aşırı ve sınırları çizilmemiş empati, şiddete uğrayanların acısını görünmez kılmaktadır.

Özetle;

Bir haberin veya olayın kamuoyuna sunuluş biçimi, toplumun o olayı nasıl algılayacağını belirler. Eğitimcileri hedef gösterip, silahlı eylemi bir “çaresizlik” kılıfına sokmak; gazetecilik, toplumsal sorumluluk ve ahlaki tutarlılık açısından sınıfta kalan bir hezeyandır. Sorumluluk sahibi bireylerin, kurdukları cümlelerin şiddeti tırmandıran bir araca dönüşmemesi için azami özen göstermesi zorunludur.

Turgay SİMAVİ  – malatyasiyaset.com

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ