6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli olarak gerçekleşen ve Türkiye tarihinin en büyük depremi olarak kayıtlara geçen çift deprem serisi, aradan geçen iki yılı aşkın süreye rağmen hâlâ tartışılmaya devam ediyor. Artık tartışmanın odağında yıkımın bilançosu değil, olayın ardından başlatılan hukuki süreçler var. Mimarlar Odası Malatya Şubesi Yönetim Kurulu, bu süreçlere ilişkin dikkat çekici bir basın açıklaması yayımladı.
Açıklamanın en çarpıcı bölümlerinden birinde, 6 Şubat depremlerinin sıradan bir doğal afet olmadığı vurgulandı. Şube Yönetim Kurulu, ulusal ve uluslararası araştırma merkezlerinin raporlarına atıfta bulunarak depremin yüksek yer ivmesi değerleri, olağandışı sarsıntı süresi ve ardışık büyük deprem karakteriyle dünya deprem mühendisliği literatürüne girecek nitelikte olduğunu belirtti. Bu koşullar altında, mevcut projesine ve statik hesaplarına tam uygun inşa edilmiş pek çok yapının bile hasar görmesinin kaçınılmaz olduğu ifade edildi.
Açıklamanın bir diğer kritik noktası, Ocak 2020’de yaşanan Sivrice (Elazığ) depremine yapılan atıftı. Oda yönetimi, bölgedeki yapı stokunun o tarihte ciddi ölçüde yorulduğunu hatırlatarak özellikle Malatya’daki bazı binaların 2020 depreminde ağır hasar aldığını ve bu hasar tespitlerinin resmi kayıtlara girdiğini belirtti. Açıklamada, “2020 sonrasındaki hasar tespit süreçlerindeki eksikliklerin, binaların 6 Şubat’taki dayanımını doğrudan etkilediği ihtimali görmezden gelinemez” uyarısına yer verildi. Bu çerçevede “birikimli hasar” faktörünün yargılama aşamasında dikkate alınıp alınmadığı da kamuoyunun gündemine taşındı.
Oda yönetimi açıklamasında, kamuoyunda ve medyada sıklıkla yanlış kullanıldığını düşündüğü “fenni mesul” kavramını da ayrıntılı biçimde ele aldı. Mevcut mevzuat çerçevesinde fenni mesul mimarın şantiyede 7/24 bulunma yükümlülüğünün bulunmadığını vurgulayan yönetim, bu profesyonellerin temel görevinin projenin onaylı mimari projeye uygunluğunu denetlemek ve tespit ettiği aykırılıkları ilgili idarelere bildirmekle sınırlı olduğunu açıkladı.
Açıklamanın son bölümünde ilgili kamu kurumlarına ve adli makamlara doğrudan çağrıda bulunuldu. Mimarlar Odası Malatya Şubesi, zemin büyütmesi etkilerinin, ardışık deprem yüklemelerinin ve bilimsel verilerin hiçbir yaptırım kararında görmezden gelinemeyeceğini kaydetti. “Fenni mesul mimarlar, yıllardır biriken yapısal sorunların ve eksik kamusal denetim mekanizmalarının günah keçisi değildir” ifadesine yer verilen açıklamada, hukuki süreçlerin sonuna kadar takip edileceği de kamuoyuyla paylaşıldı.
Türkiye’de her büyük deprem sonrasında gündeme gelen sorumluluk tartışması bu kez “bilimsel gerçeklik” eksenine otururken, Mimarlar Odası’nın bu çıkışı kamuoyu tartışmasının seyrini doğrudan etkileyecek gibi görünüyor.


