2026 Bütçesi Ne Söylüyor? Rakamlar ve Hayat Arasındaki Fark
BÜTÇE RAKAMLARI İLE TOPLUMSAL GERÇEKLİK ARASINDAKİ MAKAS AÇILIYOR
2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu görüşmelerinin tamamlandığı TBMM Genel Kurulu’nda yapılan değerlendirmeler, ekonomik göstergeler ile toplumun günlük yaşam pratikleri arasındaki derin farkı bir kez daha gündeme taşıdı. CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın Genel Kurul kürsüsünden yaptığı kapsamlı değerlendirme, bütçenin teknik büyüklüklerinden ziyade, bu büyüklüklerin toplumsal karşılığını tartışmaya açan dikkat çekici bir analiz niteliği taşıdı.
MAKRO GÖSTERGELER POZİTİF, HANEHALKI NEGATİF
Bütçe sunumlarında büyüme, hedefler ve oranlar öne çıkarken; sahadaki tabloyun emekli, asgari ücretli, çiftçi ve gençler açısından giderek ağırlaştığına dikkat çekiliyor. Gelir-gider dengesindeki bozulma, özellikle temel tüketim kalemlerinde hissedilen fiyat artışlarıyla birlikte değerlendirildiğinde, bütçenin toplumun geniş kesimlerine yeterince dokunamadığı yönündeki eleştiriler güçleniyor.
Ekonomik büyümenin istatistiksel olarak varlık göstermesine rağmen, alım gücündeki gerilemenin devam etmesi; “kağıt üzerindeki refah” ile “mutfaktaki gerçeklik” arasındaki farkı daha görünür kılıyor.
VERGİ ADALETİ VE GELİR DAĞILIMI TARTIŞMASI
Analizin bir diğer önemli başlığı ise vergi yükünün dağılımı oldu. Dolaylı vergilerin ağırlığının sürmesi, düşük ve orta gelir grupları üzerindeki baskıyı artırırken; üretimden ziyade finansal kazançla büyüyen kesimlerin yeterince vergilendirilmediği yönündeki eleştiriler yeniden gündeme geldi. Bu durum, yalnızca ekonomik değil, sosyal adalet açısından da yapısal bir sorun olarak değerlendiriliyor.
HUKUK, DEMOKRASİ VE EKONOMİ BAĞLANTISI
Konuşmada öne çıkan bir diğer eksen, hukuk devleti ilkesinin ekonomi üzerindeki belirleyici rolü oldu. Yargıya duyulan güvenin zayıflamasının, yatırım ortamını ve ekonomik istikrarı doğrudan etkilediği vurgulandı. Demokratik standartların gerilemesiyle birlikte ekonomik risk algısının arttığına yönelik değerlendirmeler, bütçe tartışmasını salt mali çerçevenin dışına taşıdı.
SİYASİ SÜREÇLER VE KAMUSAL ALGI
Son dönemde yerel yönetimlere yönelik yürütülen adli süreçler ve bu süreçlerin kapsamı da eleştirilerin odağında yer aldı. Uygulamaların yalnızca siyasal aktörleri değil, seçmen iradesini ve toplumsal adalet duygusunu da etkilediği yönündeki değerlendirmeler, kamusal tartışmanın önemli başlıkları arasında gösterildi.
ÇOCUK YOKSULLUĞU: BÜTÇENİN EN KRİTİK GÖSTERGESİ
Analizin en çarpıcı başlıklarından biri ise çocuk yoksulluğu oldu. Beslenme, giyim ve sosyal faaliyetlere erişimde yaşanan kısıtlar; bütçe politikalarının toplumsal refah üzerindeki etkisini ölçmek açısından temel bir gösterge olarak değerlendirildi. Uzmanlara göre, çocukların yaşam koşulları bir ülkenin ekonomik sağlığının en somut göstergeleri arasında yer alıyor.
DEĞERLENDİRME
2026 bütçesi etrafında yürütülen bu tartışmalar, Türkiye’de ekonomik yönetim anlayışının yalnızca rakamsal başarılarla değil, toplumsal sonuçlarla birlikte ele alınması gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor. Ekonomik istikrarın kalıcı hale gelmesi için gelir dağılımı, vergi adaleti, hukuk güvenliği ve sosyal politikaların bütüncül bir çerçevede yeniden değerlendirilmesi gerektiği yönündeki görüşler, Meclis gündeminin ötesinde geniş bir toplumsal karşılık buluyor.