26.02.2026 - Siyasetin Pusulası, Haberin Adresi!

CHP’de Disiplin Kültürü ve Eleştiri Sınırı: “İyi ki İhraç Edildiniz” Polemiği Üzerine Bir Analiz

CHP’de Disiplin Kültürü ve Eleştiri Sınırı: “İyi ki İhraç Edildiniz” Polemiği Üzerine Bir Analiz

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içerisinde son dönemde ivme kazanan “değişim” süreci, beraberinde parti içi demokrasi, disiplin mekanizmaları ve ifade özgürlüğü arasındaki hassas dengenin sorgulanmasını getirmiştir. Bir televizyon programında Şaban Sevinç ile Abdulvahap Geçer arasında yaşanan gerilim, bu teorik tartışmanın somut bir yansımasıdır. Bu makale; “disiplin mi, kakofoni mi?” ikilemini, yolsuzluk iddiaları karşısında yargısal süreçlerin parti içi yansımasını ve seçim başarısının sosyopolitik kökenlerini tarafların argümanları üzerinden incelemektedir.

1. Giriş: Kurumsal Kimlik ve Bireysel Eleştiri Çatışması

Siyasi partiler, doğası gereği hem hiyerarşik yapılardır hem de fikirlerin serbestçe tartışıldığı platformlar olmak zorundadır. Ancak CHP’nin tarihsel mirası ve güncel yönetim anlayışı, “nerede durulacağı” sorusunu her zaman güncel tutmaktadır. Şaban Sevinç ve Abdulvahap Geçer arasındaki tartışma, sadece iki ismin kavgası değil; partinin kurumsal sadakat anlayışı ile radikal eleştiri hakkı arasındaki ontolojik çatışmanın bir özetidir.

2. Disiplin Mekanizması: Kaos Engelleme mi, Ses Kesme mi?

Tartışmanın ilk ayağını, eleştirinin mecrası oluşturmaktadır.

  • Eleştirinin Sınırsızlığı Savunusu: Abdulvahap Geçer, meşruiyetini doğrudan partinin kurucu iradesinden almaktadır. Atatürk’ün 1930 yılındaki 3. Olağan Kurultay’da vurguladığı “Partide gördüğünüz yanlışları kayıtsız ve şartsız eleştirin” direktifi, Geçer’e göre sadece bir hak değil, bir üyelik ödevidir. Bu bakış açısına göre, yanlış giden bir sürece sessiz kalmak partiye olan en büyük ihanettir.

  • Hiyerarşik Düzen ve “Kurumsal Ses” Savunusu: Şaban Sevinç ise modern siyasetin pragmatik bir gerçeğine işaret etmektedir: Disiplin. Yaklaşık 2 milyon üyesi olan devasa bir yapının, her üyesinin kamuoyu önünde bağımsız hareket etmesi durumunda siyasal bir aktör olmaktan çıkıp bir “kakofoni merkezine” dönüşeceğini savunmaktadır. Sevinç’e göre eleştiri, kapalı kapılar ardındaki kurullarda yapılmalı; ekranlarda yapılan eleştiri ise rakip siyasi odaklara cephane taşıyan bir “partiye kurşun sıkma” eylemine dönüşmektedir.

3. Yolsuzluk İddiaları ve Hukuki Statü: “İddianame” vs. “Hüküm”

Tartışmanın en sertleştiği nokta, yerel yönetimlerdeki etik denetim süreçleridir. Burada iki farklı yaklaşım çarpışmaktadır:

A. Etik Tedbir ve Siyasi Sorumluluk

Geçer, özellikle Kuşadası Belediyesi örneği üzerinden, kamu kaynaklarının yönetimine dair iddiaların ciddiyetine dikkat çekmektedir. “Kuvvetli suç şüphesi” ve hazırlanan savcılık iddianamelerinin, bir üyeyi disiplin sürecine dahil etmek veya üyeliğini askıya almak için yeterli bir ahlaki eşik olduğunu savunmaktadır. Ona göre, bir siyasi parti yargı kararını beklemeden kendi etik temizliğini yapmalıdır.

B. Masumiyet Karinesi ve Siyasi Kumpas Riski

Sevinç ise bu noktada evrensel hukuk ilkelerini ve Türkiye’nin siyasi geçmişini hatırlatmaktadır. Bir iddianamenin tek başına suçluluğu kanıtlamadığını, yargılama bitmeden kişilerin siyasi infazının yapılmasının AK Parti dönemindeki bazı yargı pratiklerini (kumpas davaları vb.) andırdığını ileri sürmektedir. Bu görüşe göre, kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan ihraç mekanizmasını çalıştırmak, üyeyi haksız yere tasfiye etmektir.

4. Başarının Genetiği: 13 Yıllık Birikim mi, 4 Aylık Değişim mi?

Tartışmanın arka planında, CHP’nin son seçimlerdeki başarısının kime ait olduğu sorusu yatmaktadır.

  • Süreklilik ve Miras: Geçer, başarının temelinde Kemal Kılıçdaroğlu döneminde atılan “helalleşme” ve farklı toplumsal kesimlerle kurulan diyalog köprülerinin olduğunu savunmaktadır. Mevcut genel merkez yönetimini ise bu mirası tüketen bir “menfaat topluluğu” olarak nitelemektedir.

  • Değişimin Enerjisi: Sevinç kanadı ise başarının, partideki statükonun yıkılması ve yeni bir heyecan dalgasının yaratılmasıyla mümkün olduğunu ima etmektedir. Bu noktada “İyi ki ihraç edildiniz” çıkışı, geçmişin “eleştiri adı altındaki engellemelerinden” kurtulmanın getirdiği bir rahatlamanın dışavurumu olarak okunabilir.

5. Sonuç: Yeni Dönem CHP’sinin Sınavı

Yaşanan bu polemik, CHP’nin önümüzdeki süreçte cevaplaması gereken en zor soruyu tescillemiştir: Parti içi demokrasi, partinin iktidar yürüyüşünü engelleyen bir ayak bağı mıdır, yoksa onu besleyen ana damar mıdır?

Bir yanda kurumsal disiplini ve “tek sesli” güçlü imajı savunan realist kanat; diğer yanda ise yolsuzluk iddiaları ve yönetim hataları karşısında “her nerede olursa olsun” konuşmayı bir devrimci sorumluluk olarak gören idealist/eleştirel kanat yer almaktadır. Şaban Sevinç’in “İyi ki ihraç edildiniz” ifadesi, bu iki dünya görüşü arasındaki köprülerin ne kadar hasar aldığını göstermesi bakımından tarihi bir nottur.

Turgay Simavi – malatyasiyaset.com

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ