Ekmek Kampanyaları Değil, Ekonomik Çöküş Manşet Olmalı
Ramazan ayı gibi manevi değeri yüksek bir dönemde başlatılan “askıda ekmek” uygulaması ilk bakışta dayanışma örneği gibi sunulsa da, işin siyasi ve yapısal boyutu görmezden gelindiğinde ortaya ciddi bir tablo çıkıyor. Çünkü mesele yalnızca birkaç fırında ücretsiz ekmek dağıtılması değil; bir şehrin hâlâ temel gıda ihtiyacını “askıya” muhtaç hale gelmiş olmasıdır.
Burada asıl eleştirilmesi gereken nokta, yardımın kendisi değil, yardımın zorunlu hale gelmiş olmasıdır. Malatya Girişimci İş İnsanları Derneği tarafından yürütülen bu proje, kamuoyuna sosyal sorumluluk olarak sunulsa da gerçekte devletin ve yerel yönetimlerin yerine getirmesi gereken sosyal destek mekanizmalarının sivil inisiyatiflere devredildiğini açıkça gösteriyor. Bir şehirde insanlar hâlâ ekmeğe ücretsiz ulaşmak için projelere muhtaçsa, burada övünülecek değil sorgulanacak bir yönetim anlayışı vardır.
Dernek Başkanı Salih Karademir’in açıklamaları insani yönüyle anlamlı olabilir; ancak bu tür projelerin sürekli hale gelmesi, “yardım kültürü” adı altında yoksulluğun normalleştirilmesi riskini doğurur. Ekmek gibi en temel gıda maddesinin bir lütuf ya da kampanya konusu haline getirilmesi, sosyal devlet ilkesinin fiilen askıya alınması anlamına gelir. Sorulması gereken soru şudur: Neden hâlâ insanlar ücretsiz ekmeğe ihtiyaç duyuyor?
Öte yandan Malatya Fırıncılar Odası ile yapılan protokol, dayanışma görüntüsü verse de bu durum aynı zamanda ekonomik kırılganlığın ve piyasa şartlarının ne kadar zorlaştığının da itirafıdır. Fırıncıların fedakârlığı elbette değerlidir; fakat bir meslek grubunun sürekli “fedakârlık” üzerinden ayakta tutulması sürdürülebilir değildir. Bu, ekonomik politikalardaki eksiklerin üzerini örten geçici bir pansumandan ibarettir.
Oda Başkanı Mehmet Büyükelçi’nin teşekkür açıklamaları ise yerel ölçekte bir nezaket göstergesi olabilir; fakat sistemsel sorunları perdelemeye yetmez. Çünkü mesele birkaç ilçede dağıtılan ekmek değil, Malatya’nın hâlâ temel ihtiyaçlar üzerinden siyaset ve PR çalışması yapılacak bir noktada olmasıdır.
Sert gerçek şu ki; askıda ekmek projeleri, dayanışma kadar yoksulluğun da göstergesidir. Eğer bir şehirde insanlar Ramazan’da bile temel gıdaya ücretsiz ulaşmak zorunda kalıyorsa, bu tablo sosyal başarı değil sosyal alarmdır. Yardım projeleri alkışlanırken, bu yardımlara neden ihtiyaç duyulduğu yüksek sesle sorgulanmadıkça aynı döngü her yıl tekrar eder. Dayanışma güzel bir erdemdir; fakat sürekli yardım, kronikleşmiş bir yönetim zaafının en görünür işaretidir.
Turgay Simavi – malatyasiyaset.com