“Teslim Edildi” Denilen Çarşı Şantiye Çıktı: Malatya Esnafının Haklı İsyanı!
Malatya ticaretinin kalbi olan çarşı merkezinin yeniden inşa süreci, resmi açıklamalardaki iyimser tablo ile sahadaki zorlu gerçekler arasındaki derin uçurumu tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Yetkililerin “teslimatları yapıyoruz, esnafı dükkanlarına geçiriyoruz” söylemlerine karşılık; bitmeyen altyapı çalışmaları, moloz yığınları ve şantiye tozunun arasında yaşam mücadelesi veren esnafın haklı isyanı gün geçtikçe büyüyor. Üstelik meslek odalarından ve yerel temsilcilerden gelen son veriler, inşa edilen dükkanların sadece çevresel olarak değil, mimari ve metrekare bazında da esnafın ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzak olduğunu kanıtlıyor.
Kağıt Üzerindeki Vaatler ve Şantiye Gerçeği 6 Şubat depremlerinin ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinesinde başlatılan Malatya Çarşı Projesi kapsamında, devasa bir alanda 3 bin 745 dükkan, 2 bin 106 ofis ve 559 konuttan oluşan 6 bini aşkın bağımsız bölüm inşa ediliyor. Ancak binaların kaba inşaatının bitmiş olması veya sembolik anahtar teslim törenleri, ticari hayatın başlaması için yeterli olmuyor.
Sahadaki durumu bizzat inceleyen vatandaşların tespiti, esnafın dükkanlarına neden yerleşemediği sorusunun en net cevabını veriyor: “Şehir merkezinde dükkanları yaptık, teslim ettik diyorlar. Bitti denilen caddeler hala şantiye halinde, bir şeyin bittiği yok. Çarşının bütünü bitmeden buraya esnaf nasıl gelsin? İnönü Caddesi çalışma, Fuzuli çalışma, Akpınar çalışma…”
Mart 2026 itibarıyla Malatya merkezde, ana arterlerin birçoğunda yolların kapalı olması, otopark sorununun çözülememesi ve ağır iş makinelerinin mesaisi devam ediyor. Müşterinin yaya olarak bile girmekte zorlandığı bu “şantiye ekosisteminde”, dört duvarı bitmiş bir dükkan esnaf için hiçbir cazibe taşımıyor.
Meslek Odalarından Çarpıcı Veri: “Konteynerden Bile Küçük!” Fiziki altyapı eksikliklerinin ötesindeki en büyük kriz, inşa edilen dükkanların metrekarelerinin ticari gerçeklikten tamamen kopuk olması. Konteyner boyutlarındaki betonarme dükkanlara isyan eden sivil toplum kuruluşları ve oda temsilcileri, tehlikenin boyutlarına dikkat çekiyor.
Geçtiğimiz günlerde konuyla ilgili son derece çarpıcı rakamlar paylaşan yerel oda yöneticileri, durumun vahametini şu sözlerle özetliyor: “Fuzuli Caddesi’ndeki dükkanların daha büyük olacağı söylenmişti. Ancak görüyoruz ki 21 metrekarelik konteynerlerde ekmek mücadelesi veren esnafımıza şimdi 17 metrekarelik dükkanlar verilmeye başlanmış. Konteynerlerden bile daha küçük alanlarda vatandaşımızın nasıl iş yapacağı büyük bir soru işaretidir.”
Ayakkabıcısı, Şirecisi, Sanayicisi Aynı Dertten Muzdarip Daralan metrekareler ve hatalı mimari planlama sadece çarşı merkeziyle sınırlı değil, şehrin tüm ticari kılcal damarlarını etkiliyor:
-
Ayakkabıcılar Çarşısı: Eskiden geniş vitrinlere ve depolara sahip olan köklü ayakkabıcı esnafı, şu an kendilerine reva görülen “kutu gibi” dükkanlarda ne teşhir ne de stok yapabiliyor.
-
Şire Pazarı: Sektörün dinamosu olan Şire Pazarı esnafı, dükkanların 12-13 metrekareye kadar düşürülmesine ve zemin kotu hataları yüzünden dükkanların “çukurda” kalmasına tepkili. Esnaf, dükkanlara araç yanaşamadığını ve kayısı indirme-bindirme işlemlerinin imkansız hale geldiğini belirtiyor.
-
Küçük Sanayi Sitesi: Deprem öncesi 100 ila 150 metrekarelik atölyelerde üretim ve tamirat yapan sanayi esnafına, İkizce’deki konutların altında veya farklı bölgelerde 30 metrekarelik dükkanlar öneriliyor. Esnaf, “Biz bu dükkanlara tornayı mı sığdıralım, lifti mi?” diyerek haklı bir serzenişte bulunuyor.
Sonuç: Malatya Ticareti Betona Sıkıştırılamaz Malatya’nın ticari belleğini ayağa kaldırmak; sadece beton dökmek, kaba inşaatı tamamlamak ve metrekareleri küçülterek kağıt üzerinde “yapılan dükkan sayısını” yüksek göstermekle mümkün görünmüyor. Şehrin alt ve üst yapısıyla tam entegre olmuş, yolları açılmış, şantiye görünümünden kurtulmuş ve en önemlisi Malatya esnafının sektörel ihtiyaçlarını (geniş vitrin, depo alanı, atölye hacmi, lojistik giriş-çıkışı) karşılayan bütüncül bir planlamaya acilen dönülmesi şart.
Aksi takdirde, “Bitti ve teslim edildi” denilen o daracık alanlar, Malatya ticaretinin canlandığı yerler değil; maalesef boğulduğu yerler olarak tarihe geçecek.