18.04.2026 - Haberde Yeni Nesil, Siyasette Şehrin Sesi.

Mtü’de Bir Dönemin Perde Arkası: Üniversite Bir Zümrenin Çiftliği Değildir

Mtü’de Bir Dönemin Perde Arkası: Üniversite Bir Zümrenin Çiftliği Değildir
Reklam

ÖZEL HABER / ANALİZ

Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nde (MTÜ) dört yıllık bir yönetim döneminin daha sonuna yaklaşılırken, kurumun geride bıraktığı sürecin bilançosu tartışma yaratmaya devam ediyor. Türk Eğitim Sen Malatya Şube Başkanı Fevzi Şahin, üniversitenin son dört yılına dair yaptığı kapsamlı durum değerlendirmesinde, kurum içindeki kadrolaşma iddialarından sistematik idari baskılara, zedelenen iş barışından liyakat tartışmalarına kadar pek çok konuda çarpıcı açıklamalarda bulundu. Şahin’in iddiaları, üniversite koridorlarında uzun süredir fısıltıyla konuşulan sorunların artık kamuoyunda yüksek sesle tartışılmaya başlandığını gösteriyor.

“Tesadüfleri Aşan Atamalar: İstatistik Bilimine Meydan Okuyan Kadrolar”

Üniversite bünyesinde son dönemde açılan kadroların ve gerçekleştirilen idari atamaların liyakat ilkesinden ziyade, belirli bir ekole sadakat ekseninde şekillendiği iddia ediliyor. Türk Eğitim Sen Malatya Şube Başkanı Fevzi Şahin, özellikle üniversitenin sinir uçları sayılan kritik daire başkanlıkları, şube müdürlükleri, fakülte sekreterlikleri ve koordinatörlüklere getirilen isimlerin şaşırtıcı bir biçimde ortak bir geçmişten gelmesine dikkat çekti.

Yapılan atamaların “tesadüf” sınırlarını aştığını vurgulayan Şahin, durumu ironik bir dille eleştirerek, “Elbette atamalarda liyakat esas alınmalıdır. Ancak liyakat sahibi olduğu öne sürülen isimlerin büyük bir çoğunluğunun aynı ekolden ve aynı geçmişten gelmesi, istatistik bilimine meydan okuyan bir ‘mucize’ gibidir. Ülkede liyakatli başka kimse kalmamışçasına sergilenen bu yönetim aklının, kamuoyunun dikkatinden kaçması mümkün değildir” ifadelerini kullandı.

Hukukun Bir “Sopa” Olarak Kullanılması ve “Depo Görevi” İcadı

Dört yıllık sürecin en çok eleştirilen yönlerinden biri de önceki dönem personeline yönelik uygulandığı iddia edilen mobbing ve tasfiye politikaları oldu. Şahin’in açıklamalarına göre, kurum hafızasını oluşturan pek çok isim, “hukuk” kılıfı altında adliye koridorlarında süründürüldü ve yıpratıldı.

Mahkeme kararlarıyla suçsuzluğu ispatlanan ve göreve iade edilen personelin, kurum içinde yeniden izole edildiği belirtiliyor. Hukuk devleti normlarının bir kenara bırakıldığını savunan Şahin, yönetimin “usul incelemeleri” ve “komisyon değerlendirmeleri” adı altında personeli bezdirme yoluna gittiğini ifade etti. Göreve iade edilen personeli pasifize etmek için idare tarafından gayri resmi bir “depo görevi” icat edildiğini belirten Şahin, “Tebligat üstüne tebligat, soruşturma üstüne soruşturma açılarak insanlar usul usul bezdirildi. Hukuk, bazıları için koruyucu bir kalkan olurken, kurumun ‘ötekileri’ için bir cezalandırma sopasına dönüştürüldü. Verilen mesaj çok netti: Burada istenmiyorsunuz” diyerek durumun vahametini ortaya koydu.

Üniversitede Kurumsal Barış ve Aidiyet Zedelendi

Bilimsel üretimin en temel şartı olan huzur ortamı, MTÜ’de yerini derin bir kutuplaşmaya bıraktı. Çalışanların “bizimkiler ve eskiler” olarak ikiye bölündüğünü belirten Şahin, üniversite içindeki sosyal yaşamın bile bu ayrışmadan nasibini aldığını vurguladı.

Aynı kurum için mesai harcayan insanların dava dosyalarında birbirlerine taraf yapıldığını, selamlaşmaların bile gruplara ayrıldığını ifade eden Şahin, “Üniversiteler bilim üretir ama bilimden önce huzur üretmelidir. Son dönemde Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nde maalesef kurumsal barışın cenaze namazı kılınmıştır. Bu sürecin kazananı geçici koltuk sahipleri, kaybedeni ise üniversitenin akademik ruhu ve Malatya şehri olmuştur” değerlendirmesinde bulundu.

Yeni Yönetime ve Rektöre Tarihi Çağrı

Açıklamasının son bölümünde üniversitelerin şahıslara veya belirli zümrelere değil, doğrudan millete ait kurumlar olduğunun altını çizen Fevzi Şahin, yeni döneme ve atanacak yeni yönetime tarihi bir çağrıda bulundu.

Malatya’nın bu üniversiteye büyük emekler verdiğini ve hiçbir makamın kurumun aidiyetinden daha kıymetli olamayacağını belirten Şahin, beklentilerini şu sözlerle özetledi: “Yeni dönemin; izahı zor ‘mucizelerden’ arındırılmış, liyakatin kişiye göre şekil almadığı, hukukun personelin üzerinde bir baskı unsuru olarak kullanılmadığı ve herkesin kendini bu kurumun asli bir parçası, ev sahibi olarak hissettiği bir dönem olmasını temenni ediyoruz. Akademik başarının nasıl sağlanacağı sorusunu ise yeni rektörün öncelikli olarak düşünmesi gerekmektedir.”

Kamuoyu şimdi, Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nde başlayacak yeni dönemin, geçmişin enkazını toplayıp toplayamayacağını ve üniversiteyi hak ettiği bilimsel çizgiye taşıyıp taşıyamayacağını merakla bekliyor.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ