Enkaz Altındaki Şehrin Ankara’daki Sessizliği: AK Parti Malatya Milletvekillerinin 2026 Karnesi

Enkaz Altındaki Şehrin Ankara’daki Sessizliği: AK Parti Malatya Milletvekillerinin 2026 Karnesi
6 Şubat 2023 depremlerinin üzerinden üç yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına rağmen, Malatya hâlâ o büyük yıkımın ağır gölgesinden kurtulabilmiş değil. Takvimler 2026’nın Mayıs ayını gösterirken; yılan hikayesine dönen konut teslimleri, kentsel dönüşümdeki kördüğümler, kepenk kapatma noktasına gelen esnafın çaresizliği ve şehrin can damarı olan kayısı üretimindeki iklim kaynaklı devasa kayıplar, Malatyalıların günlük yaşamını adeta bir hayatta kalma mücadelesine dönüştürüyor.
Şehir bu kadar derin ve çok boyutlu bir krizle boğuşurken, gözler doğal olarak çözümlerin üretileceği adrese, yani Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne çevriliyor. Ancak Ocak-Nisan 2026 dönemine ait TBMM kayıtları, Malatya’yı Ankara’da temsil eden AK Parti milletvekillerinin performansına dair ciddi soru işaretleri doğuruyor. Gerçekleştirilen 46 genel kurul oturumunda Malatya’nın acil sorunlarının Meclis kürsüsüne taşınmaması, yerel kamuoyunda “Vekillerimiz şehrin feryadını Ankara’ya neden duyuramıyor?” sorusunu haklı bir isyana dönüştürüyor.
Dört Ay, Dört Vekil ve Büyük Bir Sessizlik
Deprem sonrası yeniden inşa ve ihya sürecinin en kritik evrelerinden birinin yaşandığı 2026’nın ilk dört ayında, AK Parti Malatya Milletvekilleri –Bülent Tüfenkçi, İhsan Koca, Abdurrahman Babacan ve İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak– Meclis kürsüsünde adeta sessizliğe büründü. Şehrin dağ gibi büyüyen sorunları ortadayken, üç milletvekilinin Malatya gündemiyle ilgili tek bir kürsü konuşması dahi yapmaması, siyasi temsil sorumluluğunun ne ölçüde yerine getirildiği tartışmalarını alevlendirdi. Tablodaki tek istisna olan İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak’ın iki konuşması ise şehrin devasa yaralarını sarmak için ne yazık ki yetersiz kaldı.
Bülent Tüfenkçi: Siyasi Tecrübe Kürsüye Yansımadı
Geçmişte bakanlık koltuğunda oturmuş, Malatya siyasetinin en tecrübeli isimlerinden biri olan Bülent Tüfenkçi’nin Ocak-Nisan 2026 dönemindeki “sıfır” kürsü performansı, hayal kırıklığı yaratan en büyük etkenlerden biri. Tüfenkçi’nin bazı bakanlık ziyaretleri ve il danışma toplantılarında boy gösterdiği bilinse de; teslim edilemeyen deprem konutları, rezerv alanlarındaki mülkiyet krizleri veya can çekişen esnafın acil kredi beklentileri Meclis tutanaklarına yansımadı. Malatyalılar, böylesi bir yıkımın ardından vekillerinden kapalı kapılar ardındaki idari temaslardan ziyade, sorunları Meclis çatısı altında yüksek sesle dile getiren, güçlü bir lobicilik faaliyeti bekliyor. Beklenen proaktif tutumun sergilenememesi, Tüfenkçi’yi eleştirilerin merkezine yerleştiriyor.
İhsan Koca: “Kayıp Vekil” İmajı
Dört aylık kritik dönemde, İhsan Koca ismi hem Meclis kürsüsünde hem de kamuoyuna yansıyan somut çalışmalarda neredeyse hiç yer almadı. Malatya’nın hayati öneme sahip altyapı yatırımları ve barınma krizinin çözümü için Meclis Başkanlığı’na sunulmuş herhangi bir kanun teklifi, soru önergesi veya konuşma kaydı bulunmuyor. Şehrin tarım ve ticaret dinamiklerinin yaşadığı darboğazı Ankara’nın gündemine taşıyamayan Koca, yerel basında ve kamuoyunda giderek “görünmez vekil” olarak nitelendiriliyor. Vekillik misyonunun bu denli pasif bir düzlemde yürütülmesi, şehrin toparlanma sürecindeki en büyük engellerden biri olarak görülüyor.
Prof. Dr. Abdurrahman Babacan: Akademik Birikim Sahada Karşılık Bulamadı
Ekonomik uzmanlığı ve akademik birikimiyle deprem sonrası kriz yönetiminde Malatya için önemli bir şans olarak değerlendirilen Prof. Dr. Abdurrahman Babacan da “sıfır çekenler” kervanında. Babacan’ın bakanlık nezdindeki heyet toplantılarına katılım gösterdiği bilinse de, bu görüşmelerin çıktıları şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılmadı ve Meclis zemininde somut bir takibe dönüştürülmedi. Yerinde dönüşüm çilesi ve yerel ekonominin çöküşü gibi doğrudan uzmanlık alanına giren konularda Babacan’dan güçlü ve bilimsel temelli bir itiraz/çözüm planı gelmemesi, entelektüel kapasitenin siyasi arenada etkin kullanılamadığı eleştirilerini haklı çıkarıyor.
İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak: Gayretli Ama Yetersiz Bir Çaba
Tablonun en aktif ismi olarak öne çıkan İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak, iki Meclis konuşması ve bakanlıklar düzeyindeki yoğun mekik dokumalarıyla dikkat çekiyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı kapılarını aşındıran Ölmeztoprak, kentsel dönüşüm ve tarımsal destekler konusunda sahada varlık gösterdiğini kanıtlıyor. Ancak, yüz binlerce insanın hayatını etkileyen bu denli büyük bir felaketin ardından, tek bir vekilin omuzlarına yüklenmiş birkaç temas ve iki kısa konuşmanın şehrin devasa enkazını kaldırmaya yetmeyeceği aşikar. Bireysel çaba takdir toplasa da, kolektif eylemsizlik bu gayreti gölgeliyor.
Siyasetin Asli Görevi ve Şehrin Beklentisi
Depremin üzerinden üç koca yıl geçmişken Malatya hâlâ “acil durum” modundan çıkabilmiş değil. İnsanlar evlerine kavuşamıyor, çiftçi gözbebeği kayısısını iklime kurban ediyor, esnaf siftahsız gün kapatıyor. Böylesi dramatik bir tabloda, iktidar partisi milletvekillerinin TBMM’deki bu kolektif sessizliği yalnızca bir performans düşüklüğü değil, ağır bir siyasi sorumluluk ihlalidir. Yerel medyanın “sınıfta kaldılar” veya “fiyasko” şeklindeki manşetleri, sokaktaki vatandaşın birikmiş öfkesinin ve çaresizliğinin doğrudan yansımasıdır.
Bir milletvekilinin asli görevi, yalnızca bakanlık koridorlarında bürokratik görüşmeler yapmak değil; temsil ettiği halkın acısını, talebini ve hakkını yasama organının kalbinde, Meclis kürsüsünde savunmaktır. Bütçe görüşmelerinde pay talep etmek, kanun değişiklikleriyle tıkalı sistemleri açmaktır.
Malatya, yaralarının sarılması için lütuf değil, hakkı olan güçlü temsiliyeti talep ediyor. Önümüzdeki süreçte AK Parti milletvekillerinin bu haklı ve sert eleştirileri bir uyarı fişeği olarak kabul etmesi, şehrin toparlanması adına sadece siyasi bir gereklilik değil, aynı zamanda tarihi ve vicdani bir zorunluluktur. Şehrin geleceği, o Meclis kürsüsünden yükselecek güçlü seslere bağlıdır. Aksi takdirde Malatya, sadece depremin fay hatlarıyla değil, siyasi sahipsizliğin yarattığı derin çatlaklarla da mücadele etmek zorunda kalacaktır.
Turgay SİMAVİ – malatyasiyaset.com

